GÜNEYDOĞU ANADOLU


Binlerce Yıl Ötesinden!..
Güneydoğu Torosların'dan Suriye Sınırı 'na kadar; bereketli ovaları, nehirleri, yüksek dağları ve kültür seviyesinin en yüksek medeniyetlerini içinde barındıran bir coğrafya'yı tanımaya gidiyoruz...

1. GÜN... Gece 01.00 hareketle NEVŞEHİR- POZANTI- ADANA- CEYHAN- ISKENDERUN Güzergahında saat  07.30 HATAY a varıyoruz. (450km) Harbiye şelaleleri kahvaltı molası- Samandağ titus tüneli panoromik turu- Hatay arkeoloji müzesi- st. Pierre kilisesi- Habib bin neccar camii ve uzun çarşı da serbest zaman veriyoruz. Saat 16.00 da Hatay'dan ayrılıyoruz. HATAY- KIRIKHAN- NURDAĞI Güzergahında saat 19.30 GAZIANTEP e varıyoruz. (135km) Otel e yerleşme...

ADANA(Adanus), SEYHAN(Sarus), CEYHAN (Pyramos) Çukurova'nin bereketli toprakları'nda yerleşmiş, ekonomi'nin can damarları'ni oluşturan şehir ve nehirler...
Seyhan nehri (560km) havza alanı (20.000) olup, uzun yayla dan doğan ve orta toroslar'ın uzanış doğrultusunda akan Zamantı ile ; diğer kolu ise; Göksu ile birleşir.
Ceyhan nehri (509km) olup; Elbistan'ın 3km güneydoğusunda,  pınarbaşı mevkiinden doğar ve elbistan'ın ortasın'dan geçer...

ISKENDERUN, M.O. 3.y.y.'da Büyük iskender tarafından kurulmuş ve ismini burdan almıştır. Isdemir demir çelik payas 1970 yılından beri 4724 çalışanı ile hizmet verir...
Amik ovası, Asi nehri (556km) olup Lübnan'daki Bekaa vadisi'nin doğusundan doğar; 366 km si Suriye'de; 98 km si Türkiye'de 40 km si Lübnan dadır. 52 km si Türkiye-Suriye sınırını oluşturmaktadır...

ANTAKYA: Makedonyalı Büyük Iskender'ın ölümün'den sonra şöhretli generallerinden Selevkos bir devlet kurmak için Zeus'tan yardım ister. Tam kurban ı kesip mabed e bıraktığı sırada bir kartal kurban'ın başını ve govdesi'ni pençeleri'ne takıp onu silpius daği eteklerine, Asi nehri'nin sol kıyısına koyar. Şehir M.O.300 yılında kurulur. Selevkos bu şehre babası'nin ismini verir. Antiochia...
Uzakdoğu yu Akdeniz e bağlayan ipekyolu'nun son çıkış noktasında yer alan; Birzamanlar Roma imparatorluğuna ev sahipliği yapmış; Ilk olimpiyatların yayıldığı; Stoa okullarının kurulduğu; Mitra inancını persler'le paylaşan fakat eyleme geçirmeyip düşünü de saklayan; Hıristiyanlığa isim babalığı yapan; dünya nın ilk mağara kilisesini kuran; Altın ağızlı yuhanna'nin ve luka'nin memleketi; Hz. Musa'nin   nakış ettiği; tanrı'dan aldığı on emr-i koşulsuz ve kesintisiz inan yolu ile uygulayan; Hz. Hızır ile Hz. Musa'yi buluşturan; Tek tanrı'ya inanma çağrısı yapan Habib bin Neccar'ın şehit edildiği; Anadolu'da ilk camii'nin inşa edildiği; Beyazid i Bestami hazretlerinin zuhur ettiği; Haçlı şövalyelerinin, kutsal toprakları ele geçirmek için fetih edilemez kaleler kurduğu; Anavatan a katılan (1939) son vatan parça sıdır. ANTAKYA...
Oriente Alicam Pulcurum!.. Doğunun Kraliçesi; Çünki üretkenliği, bereketi, bilimin saklandığı yeri, hikmeti, üremeyi, merhameti, yaşamın mutlu ve huzurlu döngüsü nü simgeler;
HAZAN, ÇAN, EZAN...
Sahip olduğu binlerce yıl ötesinden bu kültürel birikimini, yaşam kültürü'nun bir parçası olarak kanımsanmis, yüzyıllarca HAZAN'ın, ÇAN'ın, EZAN'ın biribirinin özgürlük alanı'na girmeden sema'ya özgürce yükselmesi'ni tasvir etmişlerdir...
Geçmişten günümüze 43 bin yıllık belgelenmiş insanlık tarihini sergileyen dünya'nin ilk Mozaik kapalı alanı'na (36.bin) sahip olan Hatay arkeoloji müzesi ni sizin için yunan şair yannis in türkçe derlenmesini kendimizin yaptığı bir şiir ile taclandırmak istiyorum...
YALIN ŞEYLERİN ARKASINA GIZLENIYORUM; BENI BULASIN  DİYE...
BENI BULAMAZSAN EŞYALARIMI BULACAKSIN;
KESTIGIM TASLARI;
AÇTIĞIM YOLLARI;
IŞLEDİGİM HEYKELLERİ BULACAKSIN...
VE GÖRECEKSİN KI!..
BİNLERCE YIL ÖTEDEN, ELIMIN DOKUNDUĞU ŞEYLERE DOKUNACAKSIN;
PARMAK IZLERIMIZ KARIŞACAK BIRBIRINE...
Tabiki biz müzedeki hicbir eser e dokunmuyoruz.🙄🙄🙄
Hatay arkeoloji müzesi'nin dış cephe kaplaması eski Antakya taş kaplamasın'dan esinlenerek inşa edilmiştir.
Taşköprü nün üzerinden geçerken Asi nehri üzerindeki yıkılan köprü'yu anımsatmak isteyen mimarımız; bir de yan tarafta gördüğümüz yel değirmeni ni koymuştur. Mimarisinde bütün inceliklerin düşünüldüğü teknoloji harikası müzemizi gezmeden önce 12 dakikalık tanıtım filmi ni izliyoruz...
ST.PİERRE Kilisesi M.S. 40-60'li yıllarında kendisinin ilk gizlendiği mağara kilisesi olarak içinde; 60mt uzunluğunda bir tünelin olduğu söylenmektedir. Azîz petrus tarafından 1983 yılında hac yeri ilân edilmiştir. Ilk kez hıristiyan ismi bu kilise de verilir. Kudüs ten sonra ikinci merkez kilisesidir. 1580 yılında müslümanlar tarafından ortodoks lara verildiği ve 19.y.y. ortalarında; 1856 yılında Suriye'deki vatikan temsilcisi Buroni'nin halep teki Fransız konsolosundan kilise yi alarak, kapucin rahiplarine teslim ettiği ve bu rahipler tarafından onarıldığı, fransız kralı 3.çü Napolyon 'nun da katkıda bulunduğu bilinmektedir. Papa 19.cu pius ün isteği üzerine M.O.5 y.y. a aittir. 1963 yılında papa 15.nci. paul tarafından hac merkezi olarak ilan edilmiştir. ( st.pierre'nin hayatı anlatılabilir.)...
Ve HABİB BIN NECCAR  ilk Anadolu camii...
Habib bin neccar geçimi'ni marangozluk la sağlayan bir antakyalidir.(Neccar arapça da marangoz demektir. ) cüzzam li bir oğlu olduğu için yaşamı'ni dağdaki bir mağara'da sürdürmektedir. Hz. Isa iki havarisi ni (Yahya ve Yunus) YUHANNA ve PAVLUS Antakya'ya gönderir. Dağları aşıp şehre giren elçiler önce Habib bin neccar i görürler. Habib bin neccar onlara kim olduklarını sorar? Onlarda kendilerini Allahın peygamberi Isa nın yolladığını "Allahın izniyle biz hastalara şifa veririz " derler. Cüzzamlı oğlu onlardan şifa bulunca Habib bin neccar şüphesiz iman eder. Sonra elçiler şehre inip halkı din e davet ederler. Fakat çabaları sonuçsuz kalır. Sorgusuz sualsiz kral onları zindan a atar. Uzun zaman kendilerinden haber alamayan üçüncü elçi (Şem ün sefa) PETRUS  Antakya'ya gönderilir. (Yasin süresi 14.ayet te anlatılır. ) Bir şekilde saray a girer ve kral a şehre giren yabancıları imtihan a tutmaya ikna eder. Şem un sefa arkadaşlarına nerden gelip nereye gittiklerini sorar. Elçiler kendilerini Isa peygamberin gönderdiğini, halkdan tevhid dinine davet e geldiklerini söyler. Madem ki sizi peygamber gönderdi; hastalıklara şifa veren eller,  ölüleri de diriltir der. Ve yeni ölen birisini Allahın izniyle herkesin gözü önünde diriltirler. Dirilen ölü " Ey Antakya halkı, sizde öldükten sonra benim gördüğüm azabı görmek istemiyorsanız beni dirilten bu üç kişiye uyun " der. Böylece kral Şem un sefa'nin da onlardan olduğunu anlar. Fakat  Şem un sefa bozuntuya vermez. Kral a sizde söyleyin putlarınız ölü yü diriltsin der. Kral bunun mümkün olmadığını bildiği için onları büyücülükle suçlar ve halk tarafından taşlanir. Öfkeli halk habib bin neccar i başını gövdesinden ayırır. Bugün bu önemli 3 inanan ınsanın mezarları burdadır...

636 yılında Hz. ÖMER'in komutanların'dan Ebu ubeyde bin cerrah tarafından fethedilen Antakya fethin sembol u olarak bu camii inşa ettirirler. 1268 yılında memlûk sultanı Baybars dönemin den bu yana cami ibadete devam eder. 1853 yılında büyük yıkım gören ıbadethanemiz 1857 de tekrar inşa edilerek bugüne kadar gelir.
ANTAKYA ya için MUSTAFA KEMAL ATATÜRK  benim şahsi meselem diyerek hasta yatağından kalkmış ve buraya gelmiştir. Antakya Hatay devleti olarak tanınmış ve 1939 yılında Anavatan a katılmıştır...

2. GÜN...GAZIANTEP- HALFETİ- BIRECIK- ŞANLIURFA (270km) Otel'den kahvaltı sonrası ayrılarak; 08.00 Gaziantep kalesi panorama muzesi- Cam sanatları müzesi- Hanlar ve Çarşı serbest zaman sonrası buluşarak- Zeugma müzesi- Halfeti Tekne turu- Birecik kelaynak üretme istasyonu- Şanlıurfa müzesi- Hz. Halil ibrahim makamı ve Balıklı göl ziyaretleri... Otel e yerleşme 20.00 'de sıra gecesi eğlencesi yemekli...

GAZIANTEP (Ayıntap) Parlak güneş anlamına gelen, daha önceleri ise Hantap ( Hükümdar a ait toprak) anlamını alır. Bir bahar günü iki kardeş, bahçelerine tohum atıyor, çapa yapıyorlardı. Yaşlı ve sakallı bir dede yanlarına gelerek kızlardan büyüğüne aç olduğunu söyler. Büyük olan aksi mi aksi kız  kuru soğan ile ekmek yemektedir. Kürü ve acı soğanı dedenin önüne atar ve al bunu ye der. Sakallı ve yaşlı dede onun yanından ayrılırken ektiğini biçesin der ve Öbur kız in yanına gider. Kızkardeşi de ekmek ve helva yemektedir.o da dede ye helva verir al bunu ye der. Dede onunda yanından ayrılırken ektiğini bicesin der. Bir süre sonra da büyük kız'ın ektiği yerden acı mi acı biberler diğer iyi yürekli kız'ın ektiği yerden tatlı mı tatlı fıstık ağaçları çıkar. Böylece Antep liler ne acı dan ne de tatlı dan vazgeçemezler...
Ipekyolu'nun önemli bir geçiş noktası olması, kente zengin bir kültürel miras bırakmıştır. Bugün bu miras i Gaziantep San. Ve Tic. Odası  hacmini arttirararak Turkiye de ilk sıralarda tutmayı başarmıştır.

Gaziantep in bilinen en eski adı " Antiochia ad taurum "  olarak kayıtlara geçer. Tarih boyunca Selçuklular, Memlûk devleti, Dulkadirogullari ve Osmanlıların hakimiyetinde kalır. Gaziantep birinci dünya savaşı döneminde bir sancak merkezi idi. Mondros mütarekesi sonrası Anadolu 'da müthiş bir kurtuluş mücadelesi başlamıştır. Önce ingilizler sonra fransızların işgaline uğrayan gaziantep büyük bir mücadele ye sahne olmuştur. Tarihin en şanlı direnişini gerçekleştiren gaziantep kurtuluş mücadelesi olarak Mustafa Kemal'in övgülerini alarak gazı unvanına layık görülmüştür. (1925)...

Bir höyük üzerinde gözetleme kulesi olarak başlayıp, M.S. VI.y.y. Bizans imparatoru justinianus döneminde kale olarak inşa edilen; Türkiye'nin en estetik görünümlü 12 kule li Gaziantep kalesi aynı zamanda Istanbul Ayasofya si ile aynı tarihlenir.Kale girişinde ve içinde Gaziantep halkının ve askerlerin gösterdiği mücadele ve kahramanlıklar müze içinde kronolojik olarak anlatılmakta; fransız askerlerinden annesini koruyan Şehit Kamil , şah  a kalkmış at üzerinde ki Karayılan,  Gaziantep Savunması ve Kahramanlık Panoraması müzesi altında sergilenmektedir...
Gaziantep Çarşı'nda vereceğimiz serbest alışveriş sonrası, Antik uygarlığın gözbebeği 2500mt2 lik alana yayılan Zeugma müzesine geciyoruz...
Dicle ile birlikte,  uygarlığın beşiği olarak adlandırılan Mezopotamya'nin sınırını meydana getiren Fırat Nehri, binlerce yıl boyunca bölgeye bereket getirmiştir. 2300 yıl önce Anadolu'yu ele geçiren büyük iskender'ın komutanların'dan Seleukos Nikator yerleşimini kurmak için bu bereketli toprakları seçmiş Seleukos Euphrates  M.O. 64 yılında Roma hâkimiyetine geçtiğinde ismi "köprü başı "  anlamına gelen Zeugma olarak değiştirilmiştir...
Bu avantajı ni ve görkemli ihtişamını Iran kökenli Sasaniler tarafından yakılarak yok edilmesine kadar sürdüren Zeugma, Kommagene Krallığının en büyük dört kentinden biri olmuştur. Zeugma'nin Monalisa si olarak adlandırılan "çingene kızı mozaiği " işe müzenin simgesi hâline gelmiştir. Pasiphae ve daidalos mozaiği ile Zeus un Europa yı boğa üzerinde kaçırması mozaiği anlatılmaya değer mozaikler arasında yeralır. Ayrıca Mars heykeli en kıymetli eserler arasındadır...

FIRAT NEHRI (Euphrates); Murat ve Karasu nehirlerinin birleşmesi ile oluşan, Ortadoğunun en uzun akarsu'yu Fırat, Türkiye'nin yanı sıra Suriye ve Irak a da hayat vermektedir. Şanlıurfa, Gaziantep, Adıyaman illeri arası coğrafi sınırı belirleyen Fırat Nehri üzerinde Atatürk, Keban, Karakaya, Birecik ve Karkamış barajları bulunuyor. 2800km uzunluğunda Şanlıurfa dan Suriye'ye geçen Fırat Nehri, Irak 'ta kendisine paralel akan Dicle (Tigris) ile birleşerek " Sattül arap" ismini alarak Basra Korfezine dökülür...
Fırat Nehri 15 ili besler, bu illerin 8 i Türkiye, 3 ü Suriye, 4 ü Irak 'ta yer alır.

DİCLE NEHRI (Tigris); Güneydoğu toroslar da Elazığ yakınların da Maden dağlarından doğar ve Fırat ile birleşerek Basra körfezi 'nden dökülür...
Fırat Nehri üzerinde yapacağımız tekne turu ile Halfeti ve  nın girişi küçük görünsede içerisi 3 katli ve 8 oda dan oluşuyor.  Kral savaş sırasında ailesini korumak için yaptırdığı mağara ya kral kızı mağarası denilmektedir. Aynı zamanda mağara'nin Rumkale ile bağlantısı olduğu söylenmektedir. Fırat Nehri üzerinde ilerliyoruz. 2000 yılında akan suyun 35km ilerisinde baraj seti kurulmuştur. Birecik barajı oluşunca şu seviyesi 45mt yükselerek bir göl havzası oluşmuştur. 16 köy ve halfeti ilçesinin 4 mahallesi sular altında kalmıştır. Bu ara akdeniz iklimine sahip olan ve her türlü ürünün yetiştiği alanlar sular altında kalmış ve bölgenin iklimi değişmiştir. Fırat Nehri aynı zamanda gaziantep ile Şanlıurfa arasında doğal sınırı belirlemektedir. Eğer tekne ile hiç durmadan devam edersek 65km ötede Atatürk barajına cikariz. Birecik barajının suları 6 ay da yükselmiştir. 35km aşağıda birecik barajı bulunmaktadır. Fırat Nehri üzerinde 100km uzunluğunda Keban- Karakaya-Atatürk-Birecik- Karkamış barajları ve 96 köy sular altında kalmıştır. Bugün bu barajlar Türkiye'nin %30 elektiriğini üretmekte ve bir çok ova sulanmaktadır...
RUMKALE ise " Sitamat- Altinkale- Uruma" gibi bir çok isimle anılmış M.O. 850'de inşa edilmiştir. Yarımada şeklinde kale'nin iki kapısı mevcuttur. Osmanlı döneminden bir su kuyusu bulunmaktadir.Hz. Isa'nin 12 havarisinden birisi olan aziz yuhanna'nin incil sayfalarını çoğalttığı yer olarak bilinir. Kale ulaşılması zor ve stratejik bir yerdedir.Karsisinda yer alan ve sular altında kalan savaşan köyün'de  fotograf molası ile tekne turumuz tamamlanır...
Program akışına göre Türkiye'de sadece Birecik'te bulunan kelaynaklar üretme istasyonu na geciyoruz. Nuh peygamberin kuşları olarak bilinen Kelaynaklar'ın sayısı 273 olmuştur. 41.senedir 14. Şubatta doğa ya bırakılır. Kayalarda oluşan kalsiyum ve böceklerle beslenen kelaynaklar 5 yaşına gelince eşleşir ler. Monogomi ile yaşarlar 25 sene ömürleri vardır. Aynı zamanda çöl varanı ve ziylan da bu bölgede yaşarlar.

ŞANLIURFA Peygamberler diyarı olarak bilinir. 1984 yılında aldığı unvanla anılır. Hz.Halil ibrahim, Hz.Lut, Hz.Ishak, Hz.Yakup, Hz.Eyup, Hz.Yusuf, Hz.Suayip ve Hz. Musa'nin   burada yaşadığı ve Hz. Isa'nin kenti kutsadığı bilinir. Tarih boyunca Ebla,Akkad,Sümer,Babil,Hitit,Hurri-Mittani, Aramı,Asur,Pers,Makedon,Roma ve Bizans gibi uygarlıkların egemenlikleri altında kalmış.  1516 yılında Osmanlı sınırları na katılmıştır. I.ci dünya savaşına kadar osmanlıların elinde olan Şanlıurfa 1919 da önce ingilizler ardından fransızlar tarafından işgal edilmiştir.  1920 de düşman dan kurtulmuş Cumhuriyet sonrasında 1924 de il olmuştur.
Balıklı göl Hz. Halil ibrahim makamı ve hikayeleri herkes ce bilinmektedir...

3.GÜN...ŞANLIURFA- HARRAN- GÖBEKLİTEPE- VİRANŞEHİR- KIZILTEPE- DARA- MARDIN (350km) Otel'den kahvaltı sonrası ayrılarak 06.30 Hz. Eyüp peygamber makamı- Harran evleri- Göbeklitepe- Dara harabeleri- Dayrulzafaran manastırı- Kasimiye  medresesi- MARDIN müze kenti- abbaralar- ulu cami- Mardin sokaklarında yürüyüş sonrasında otelimize yerleşme...

HZ.EYUP  Peygamber Makamı ziyareti; Sabır peygamberi olarak bilinen Eyüp hazretleri hayati boyunca çektiği her türlü musubet sonunda yine de Allah inancını yitirmemiş ve her isteğini Allah tan dilemiştir. Sonunda amansız bir hastalık olan cüzzam a yakalanmış bu süre içinde etrafındakiler bir bir kendini terketmiştir. Sadece eşi ile gorusebilmistir. Gösterdiği sabır karşılığında yine Allah tan sabır ve selamet karşılığında sağlığına kavuşması bu mağara da gerçekleşmiştir...

HARRAN EVLERİ ; hem bölgesel yerleşme hemde geçiş noktasında ki stratejik konumu itibari ile günümüzde bile ziyaret yerlerinin başında gelir. Ilginç koni biçimindeki evleri ile ilgi çeken Harran da konuk evi ziyareti ile dünya'nin ilk üniversite kalıntılarını görmüş olacağız...

GÖBEKLİTEPE: Tarihin sıfır noktası mi? Yaklaşık 12.000 yil önce, insanlık tarihi'nin en önemli değişimlerinden biri yaşamaktaydı... Insanoğlu avcı-toplayici bir yasam tarzından, yerleşik hayata ciftci- üretici düzene geçmek üzereydi. Bu geçiş döneminde, mütevazı ve basit bir yasam tarzıyla yetinmemiş olduklarını, aksine görkemli bir evre yaşadıklarını gorebiliyoruz. Eserlerinde cok usta bir taş işçiliğini yansitmaktadir. 1983 yılında baslayan Nevali Cori kazisinda, Tas cagindan bilinen figuratif nesnelerin hepsini golgede bırakan, kireç taşın dan yapılma anıtsal heykeller ilk kez gün ışığına çıkmaktaydı. Ilk kez 1963 yılında yüzey araştırmaları ile keşfedilen bölge 1994 yılında tekrar gündeme gelir. Göbeklitepe deki jeomanyetik çalışma sonuçları,bilinen yapıların dışında, daha en az 15 yapının, toplam olarak ta 200 den fazla dikili taşın olduğu nu bize göstermiştir. O dönem insanları, bu eski kült yerini terk etmiş ve buradan umudunu keserek, yakınlardaki çok şey vaadeden yerleşkelere göç etmeden ve çiftci olarak yaşamaya başlamadan önce, anıtlarını moloz ve taşla doldurarak gecmislerini görmüşlerdir...

Ve arayı açmadan Nusaybin DARA HARABELERİ 'ne geciyoruz. 7000 yıllık bölgenin en eski mağara yerleşimleri olan harabeler M.O.530 - 570 e tarihleniyor...

Süryanilerin en büyük Manastırı olan DAYRULZAFARAN bir sonraki durağımız olacak

Akkoyun lu hükümdarı Kasim beyin yaptırmış olduğu 1500 yillik KASIMIYE MEDRESESİ  halen bile en büyüleyici fotoğraflar ile Mardin in simge lerinden bir tanesidir... Mardin e vardigimiz da Abbaralar dar sokakları bizi ulu camii ve zinciriye medresesine yönlendirecektir...

4.GÜN... MARDIN- MIDYAT- HASANKEYF- BATMAN- DİYARBAKIR- KAHTA- ADIYAMAN (500km)... Otel 'den kahvaltı sonrası ayrılarak;07.00 Midyat konuk evi ziyareti sonrası Mor Gabriel Manastırını geziyoruz.- Hasankeyf- Batman - Diyarbakır 'da Ulu cami- Cahit sıtkı tarancı müze evi- Arkeoloji müzesi- Gazi Köşkü- On gözlü  köprü  sonrası Kahta yolu ile Adıyaman a geciyoruz. Otel e yerleşme...

HASANKEYF...Ilk medeniyetlerin buluştuğu önemli bir geçiş trafiğine şahitlik etmiş; 12 bin yıllık Dicle'nin ilk uygar halkı olarak bilinen Hurri kabilelerinden sonra; Mitanninler, Asurlar, Urartular, Iskitler, Medler ve Persleri iz bıraktığı topraklardır. Hasankeyf bir mağaralar yerleşmesidir. Büyük Iskenderin geçtiği,  Romalıların yerleştiği,  Bizans'ın yaşadığı,  hasankeyf; Islamiyet'ın yayılışindan sonra Hz.Omer'ın Mezopotamya'yi fethi ile Hamdani,  Abbasi, ve Mervanilerin geliştirdiği bir uygarlık başkenti dır. Daha sonra Selçuklu ve Artuklu egemenliklerinin ardından 14.-15. y.y. da Akkoyunlu ve Sefavilerin etkisinde kalan hasankeyf; 1517'de Osmanlı topraklarına katılmış günümüzde işe binlerce yıllık tarihi ile Dicle Nehri'nin derinliklerine gömülmeyi beklemektedir...

ILISU BARAJI'nin su tutması ile yaklaşık 1.5 yıl içerisinde tamamen sular altına gömülecek olan uygarlıklar beşiği HASANKEYF  için artık yapılacak hicbir şey kalmamıştır. Hüzünlü Hasankeyf için yıllar önce sanki Şems Tebrizi'nin dilinden dökülen sözler ne güzel anlatmış...

Bazen herşey için çok geç olduğu nu düşünüyorum; fakat içimdeki ben; Aniden o geç olarak düşündüğüm şeyler için bir o kadar da erken olduğunu söylüyor ve ekliyor!.. acele et;
O erken olarak nitelendirdigin ve çok geç olduğu nu düşündüğün şeyler için de az sonra çok geç olabilir; ÇÜNKÜ...

Bugün Raman dağlarının eteklerinde Dicle kıyısında yer alan HASANKEYF  aynı zamanda Ramandagi petrol rafinerileri Batman ile stratejik konumu ve bölgenin Diyarbakır a geçiş noktasın dadır.

DİYARBAKIR; 33 uygarlığa beşiklik etmiş; Ilk tahılın ve buğdayın hasat edildiği; Dünya'nin en uzun ve yüksek Sur u; Dünya'da kemer i en geniş taş köprüsü MALABADİ; Hz.Ilyas a peygamberliğinin verildiği; Hz.Yunus ün 7 yıl kaldığı; Hz.Adem'ın altıncı göbekten torunu,Hz.Sit in oğlu, Hz.Nuh unda dedesi olan;Hz.Enüş ün kabri ile 7 peygamber kabr-i ve 3 peygamber makamı; yüzlerce sahabe mezarlarının bulunduğu müze kent konumundadir...

Peygamber efendimizin vefatından 7 yıl sonra, Sultan Alparslan'ın Anadolu'ya girişin'den 432 yıl önce, Istanbul un fethinden 814 yıl önce sahabeler tarafından fethedilen DIYARBAKİR; 3 Din e mabetlik yapmış,Hz.Musa döneminde tapınak, Hz.Isa döneminde kilise,Hz.Omer zamanindan günümüze Anadolu'nun ilk camii konumundaki ULU CAMI Hz.Omer den günümüze 1379 yıldır ezan sesinin susmadigi dünya'da 5.nci Harem i Şerif olarak bilinir. Diyarbakır Surları ve Hevsel bahçeleri ile Dünya kültür mirası Unesco da yer alır.

5.GÜN...ADIYAMAN- NEMRUT DAĞI- GÖLBAŞI- OSMANİYE- ADANA- TARSUS- NEVŞEHİR (650km)...Sabah a karşı 04.00'te  bizi bekleyen Minibüslerle Nemrut dağına cikiyoruz. Gündoğumu sonrası; Otelimize dönüş güzergahın'da Cendere köprüsü- Karakuş tümülüsü de görülerek otelimize gelerek 09.30 kahvaltı alıyoruz. Kahvaltı sonrası; ADANA'ya yola çıkıyoruz. ADANA'da Sabancı Merkez Camii- Taş köprü- Uzun Saat panoramik olarak gezilerek; TARSUS a gidiyoruz. Tarsus Şelale leri ve St.Paul kuyusu nu da görerek dönüş yolculuğuna cikiyoruz...

NEMRUT DAĞI...Kommagene Krallığının kutsal alanı olarak bilinen Nemrut dağı (2150mt) I. Antiochos'ün tanrılara ve atalarına minnettarlığını göstermek için inşa ettirdiği bir anıt mezar, kırma taşlardan oluşan tümülüs ve etrafını çevreleyen kutsal alanlar ile göz kamastirmaktadir...
Heykel sırası bir Aslan ve Kartal heykeli ile başlar. Burada dikkati çeken önemli bir unsur grekçe yazılmış 237 satırlık uzun bir kült yazıtı (nomos) dır. Bununla birlikte genler topluluğu anlamına gelen Kommagene; Baba tarafı Pers Kralı Darius ile Anne tarafı Büyük Iskenderin akraba olan bir prensin oğlu I.Mithridates Kallinikos tarafından kurulur. Kral Mithridates Kallinikos bir Selevkos prensesi ile evlenir. Laodike isimli karısı ona 4 kız bir oğlan verir. Laodike'nin babasının ismi oğlan a verilir. Antiochos; ülkesi'ni daha barışçıl hale getirebilmek için tanrılarla anlaşmıştır. Mithridates tanrılara hem yunanca hem persce isim vermiştir. Apollo- Mithras- Herakles- Artagnes- Zeus- Oromastes-Hera- teleia... Genç yaşta oğlunu Selevkos prensesi Isias ile evlendirmiştir.Bu tapınağı oğlu ile birlikte planlamıştır. Antiochos işe babasına göre daha ıdealist ti. Antiochos taç giyme törenin hemen ardından kendisine tanrı anlamına gelen Theos adını verdi. Annesi Laodike ye tanrıça anlamına gelen Thea adını verdi. Aynı zamanda heykeller bölümünde bulunan Aslan kabartması tarihin bilinen ilk horoskopu olarak anılmış tir. Üzernde 19 yıldız ve 3 gezegen resmedilmiştir. 3 gezegen Mars- jüpiter ve Merkür dür. Gezegenler 16 Işın ile yıldız larda 8 Işın ile karakterize edilmiştir...

Arsemia antik kenti Kommagene'nin başkenti olmuştur. Cendere köprüsü Roma imparatoru Septimus Severus ve eşi julia domma için diğer ikiside oğulları Caracalla ve Geta için yaptırılmıştır...

Karakuş tümülüsü  I.Antiochos un oğlu II.Mithridates in annesi için yaptırılmıştır. Yine part kralı tarafından öldürülen kızkardeşi Laodike için üzerinde tokalaşma sahnesi olan bir kabartma ve Aslan heykeli seçilmiştir...

Gezimizin son etabında ADANA(Adanus)'ın heybetli Sabancı Camii 1988 ; Dönemin en büyük kapasitesine sahip(28.000); ADANA nın simgesi 1500 yıllık Taş köprü ve 1881 tarihinde dönemin valisi ziya paşa ile başlayıp 1882 de vali abidin paşa ile tamamlanan Türkiye'nin (32mt) en yüksek Uzun Saat ini de görerek TARSUS a geciyoruz. Toroslar in bolkar dağlarından gelen Tarsus Şelaleleri ve St.Paul kuyusu  ile gezimizi tamamlıyoruz...

Unutmayalım Hz.Mevlana demiş ki...

"HAYAT SANA ARD ARDA DİKENLERİ GÖSTERİYORSA; SAKIN ÜZÜLME SEVIN, BIR GÜN GÜLÜ DE GÖSTERECEKTİR. "

Işte O gül KOKART'mız olacaktir...

5 yorum


  • Beyza

    Hem açıklayıcı hem sürükleyici bir yazı okudukça hayalde canlanıyor inşallah sizinle gap turuna gitmek dileğiyle


  • İbrahim

    Mükemmel bir yazı


  • Zuhal Çiftçi

    Seninle her çıktığımız turda hem eğleniriz hem de öğreniriz keyifli ve bol kültür lu gezilerimiz olur ağzına yüreğine sağlık dostum arkadaşım rehberim 😘


  • şeyma

    Zaten görmek istediğim yerlerdi, sizin yazınızı okuyunca oraları görme isteğim daha da arttı. İnşallah sizinle gap turuna gitmek nasip olur.


  • Yağız Akakça

    Akılda soru işareti bırakmayacak şekilde yazılmış bir yazı, ustaca planlanmış bir gezi. En yakın zamanda katılma dileğimle…


Yorum yapın